Zalimin Zulmü Ömrü Kadardır

Bu hikayeyi ehl-i muhabbet bir kardeşimden dinlemiştim;

Malatya’nın bir köyünde, değneğini atıp, düştüğü yere kadar toprağa benim diyen, köylünün de zulmünden korktuğu bir ağa yaşarmış.

Bu ağa, etrafına hapishane kaçkını, sadist, Allah’tan korkmayan tiplerden adamlar almış. Ağa emir verdikten sonra, o emir zulüm müdür, yapan zalim midir, hiç umursamaz, gereğini yapan tiplermiş bunlar.

Bu ağanın da bir tek kızı varmış; yaşı 30’a gelen bu kızcağız, epilepsi hastasıymış aynı zamanda.

Köy yerinde 30 yaş, evde kalmak demekti o eski zamanlarda; ama kim yanaşabilmiş ki ağaya, “Allah’ın emri, Peygamber’in kavli…” diyerek oğluna isteyebilmeye?

En nihayetinde köylü kalkmış, köyün öğretmenine varmış, demişler; “Hoca! Sen devletin memurusun sonuçta. Senin ardına sinelim, geç önümüze, şu yetim, öksüz, fukara çobana isteyelim ağanın kızını.”

Öğretmen önde, köylü arkada, varmışlar ağanın evine…

Ağa anlamış niyeti, buyur etmiş içeri.

Demişler, “Ağam! Senin kız geldi 30 yaşına. Aha bu çobanın da kimi kimsesi yok. İznin olursa, ver kızını Allah’ın emri, Peygamber’in kavliyle şu çobana…”

Ağa uzun uzun susmuş, susmuş…

Düşünmüş, köylüyü haklı bulmuş olmalı ki, elinin tersi, yüzünün ekşisiyle “verdim gitti” demiş.

Evlendirmişler fukara çoban ile ağanın tek evladı olan kızını.

Gel zaman git zaman ağa bir Renault 12 SW almış kendine.

Karısıyla gezmeye çıktıkları birgün, Keban’a bakan yamaçtan uçuvermişler adam yutan gölün suyuna. Uzun sürmüş arabayı ve içindeki iki cenazeyi çıkarıp, zulüm ile tuttuğu köyünün mezarlığına gömmüşler…

Kalakalmış saralı gelin ile fukara çoban, Köroğlu ile Ayvaz misali birbirleriyle…

Kısa bir zaman sonra gelin kızcağız da ölmüş.

İşte sopayı atıp düştüğü yere benim diyen ağanın zulmen edindiği neyi var, neyi yok, yetim ve öksüz çobana kalmış.

Şu yeryüzünü, Allah’ın 8 milyar kuluyla paylaşmayı istemeyen küreselci kafirlerin attığı değneğin menzili daha uzun, ancak ölecekler ve hep birlikte cehenneme sürülecekler.

Allah, onların zulmüne sessiz kalarak ortak etmesin âmîn diyenleri, farkında olanları; bir canımız var verecek, Allah’tan kaçsak da Allah’a varacak o can, Allah’a koşsak da…

Zulme sessizliğin bir mesuliyeti var; zulmü algılayamayıp, ona iman etmenin ise daha büyük bir sorumluluğu var…

“Onlarla savaşın ki, Allah sizin ellerinizle onlara azap etsin, onları rezil etsin, onlara karşı size zafer versin ve mü'minler topluluğunun gönüllerini ferahlatsın.” (Tevbe 14)

YORUM EKLE

banner51

banner45