Ressam Süleyman Saim Tekcan, "Zenginlik kültürü aktarmakla olur. Bunun için ben hayatım boyunca, hep bu borçla kafamı meşgul ettim. Sanatsal üretimi memleketime hiç bitmeyecek bir borç olarak görüyorum." dedi.

İSTANBUL (AA) - Ressam Süleyman Saim Tekcan, sinemanın bütün sanatları içerisinde barındıran bir sanat dalı olduğundan bahsederek, "Sinema bütün sanatları içerisinde barındıran bir sanat dalı. Sevmek Zaman'ı da her karesi resim olan bir şölen. Bu filmde oynadıktan sonra birçok teklif aldım ama ya hayatımı sinemada geçirecektim ya da kendi eğitimini yaptığım dallardan birini seçecektim." dedi.

Kültür, sanat, bilim, spor, siyaset ve iş dünyasının duayen isimlerini "Türkiye'nin Çınarları" projesi kapsamında fotoğraflayan Anadolu Ajansı, bu kapsamda sanatçı Süleyman Saim Tekcan'ı da fotoğrafladı.

Arap Ortodoks Kilisesi Temsilciler Konseyinden Kudüs'teki tarihi kiliseye saldırıya kınama Arap Ortodoks Kilisesi Temsilciler Konseyinden Kudüs'teki tarihi kiliseye saldırıya kınama

Türk ressam, oyuncu, heykeltıraş, baskı, grafik, gravür sanatçısı ve öğretim üyesi Tekcan, sanat yaklaşımını, eğitimci yönünü ve sinemaya uzanan, anılarla dolu hayat hikayesini AA muhabirine anlattı.

Süleyman Saim Tekcan, sanat hayatında eski uygarlıklardan etkilendiğini vurgulayarak, kendisinin sanat eğitimcisi olduğunu aktardı.

Dünyada pek çok farklı ülkeye gittiğini aktaran Tekcan, "Tüm dünyada sanatsal eserler inceledim. Fakat hayatımda çok etki bırakan yerlerden bir tanesi Atatürk'ün kurduğu, Anadolu'nun farklı bölgelerinden farklı medeniyetlerin eserlerinin bir araya getirilerek sergilendiği bir müze olan Anadolu Medeniyetleri Müzesi'ydi. Onun çok daha geniş bir alanda rahat gezilerek görülmesini her zaman arzu etmişimdir." dedi.

"Sanatsal üretimi, memleketime hiç bitmeyecek bir borç olarak görüyorum"

Usta sanatçı, yatılı parasız okullarda okuyarak bugünlere geldiğinin altını çizerek, "Bütün bunlar bizim ülkemize karşı olan borcumuzu ödememizi gerektiriyordu. Bankada para biriktirerek zengin olunmuyor. Zenginlik kültürü aktarmakla olur. Bunun için ben hayatım boyunca, hep bu borçla kafamı meşgul ettim. Sanatsal üretimi memleketime hiç bitmeyecek bir borç olarak görüyorum." ifadelerini kullandı.

Türkiye'deki sanatçıların büyük tarihi bir derinlik içerisinde yaşadığını vurgulayan Tekcan, sanat üretmeyen devletlerin, tarihte yok olduğunu dile getirdi.

Sanatçı Tekcan, bir disiplin öğrenilirken öncelikli olarak onunla ilgili mevcut bilgilerin öğrenilmesi gerektiğini kaydederek şunları söyledi:

"Bir okula gitmeden veya bir ustanın yanında belli bir zamanı tüketmeden sanatla ilişki kurulamaz. Yani sanat bir biçimde, sanat atmosferi içerisinde öğrenilen bir şeydir. Fakat o atmosferde öğrendiğiniz şeyleri gelecekte kendinize yönelik bir boyuta taşıyamazsanız sanatçı olamıyor, icracı oluyorsunuz. Başkalarından öğrendiğiniz şeyleri aynen kopya eden veya duyduğunuz bir müziği çalan kemancı veya bir piyanist oluyorsunuz. Yani Mozart veya Beethoven çalıyorsunuz. Ama Mozart ve Beethoven olmak çok önemli. Resimde de öyle. Bana göre sanatçı, kendisi olabilen kişidir."

"Trabzon'da bir Kanuni Sultan Süleyman, bir de Süleyman Saim Tekcan doğdu"

Eserlerinde atlara özel bir yer verdiğini aktaran Tekcan, "Atlara ilgim öncellikle ailemden gelen bir şey. Fakat esas beni etkileyen şey hocam Emin Barın bir gün bana bir tuğra getirdi. 'Bu tuğra nedir?' diye sorduğumda, 'Bu, Süleyman Saim Tekcan tuğrası. Çünkü Trabzon'da bir Kanuni Sultan Süleyman bir de Süleyman Saim Tekcan doğdu.' dedi. Bu beni çok etkiliyor. O tuğrayı ben daha sonra tezhibini yaptırıp, duvarıma asıyorum. Fakat devamlı düşünüyorum, 'Ben ne yapmalıyım ki Emin Barın'ın bana yaptığı bu tuğrayı başka bir boyuta taşımalıyım?' diye. İşte o zaman at ve hat buluşuyor. At ve hatı buluşturacak bir biçimde, bizim kültürümüzle ilgili Topkapı Sarayı'ndaki eserleri incelemeye gidiyorum. Hünername, Surname gibi çok önemli eserleri incelediğim zaman at, hat ve bizim kültürümüze ilgili bağların bir biçimde ne boyutta olduğunu görüyorum." diye konuştu.

Ressam Süleyman Saim Tekcan, sanat eğitimine küçük yaşlarda başlamanın gerekliğinin altını çizerek, şunları söyledi:

"Bu yüzden de bugün Türkiye'de yüzde 100'e yakın Anadolu güzel sanatlar liseleri var. Bu okullar ile çocuklar sanata düşünce çağının başladığı yaşta başlasın istedim. Yani lise eğitiminde hiç sanat ve estetik felsefe eğitimi görmeyen bir çocuğu getirdiğiniz zaman, eğitim öyle bir noktadan başlıyor ki derinliği olmuyor. Biraz yüzeysel bir eğitimle öğrenme oluyor. Bir enstrümanı küçük yaşta başaramazsınız, iyi öğrenemezsiniz, baleyi yapamazsınız veya iyi bir heykel, iyi bir resim yapamazsınız. Onun için ortaokulu bitirdikten sonra akıl çağı dediğimiz çağda sanatın başlaması lazım."

Yönetmen, senarist Metin Erksan ile bir ömür boyu arkadaşlık yaptıklarına da değinen Tekcan, "Önce Mimar Sinan Üniversitesinde beraber hocalık yaptık. Sonra benim kurduğum Işık Üniversitesinde ders vermesini istedim ve onu yürüttü. Sinema bütün sanatları içerisinde barındıran bir sanat dalı. Sevmek Zaman'ı da her karesi resim olan bir şölen. Bu filmde oynadıktan sonra birçok teklif aldım ama ya hayatımı sinemada geçirecektim ya da kendi eğitimini yaptığım dallardan birini seçecektim. Arkadaşlarımla zaman zaman tartışıyoruz doğru mu yaptım diye. Ama sinemada esas sanatçı yönetmendir. Eğer iyi bir eğitimden geçmemiş olsaydım belki de sinemacı olurdum. Akademisyen olmayı kafama koymuştum ve gelen film tekliflerini reddettim."değerlendirmesinde bulundu.


Muhabir: Salih Şeref