MOBBİNG…

Toplumsal gelişmeye ve ilerlemeye zarar veren, beyin göçünü tetikleyen, halk sağlığı ve
çalışma hayatının önemli sorunlarından biri haline gelen daha çok hafızalarda Mobbing diye yer eden
psikolojik baskı…
Çalışma hayatındaki insanların, özellikle hiyerarşik yapıya sahip iş yerlerinde, bir grubun veya
kişinin, bir başka gruba veya kişiye planlı, düzenli ve sistematik şekilde bilerek ve isteyerek rahatsız
edici baskı yapması, yıldırması ve ahlak dışı söz ve davranışlarla taciz etmesi durumuna uzmanlarca
psikolojik yıldırma (Mobbing) deniyor.
Çalışanların karşılaştığı, bu minvalde yaşadığı her türlü zorluk karşısında yorgunluk, bıkkınlıkla
birlikte strese girmeleri sonucunda insanların bencil, hoşgörüsüz, kuşkucu, korkak, empatiden uzak
fertler haline dönüşmesi işyeri barışının yanı sıra toplum barışını örselemektedir.
İşveren veya işveren vekili ile çalışan arasında hizmet, üretim veya ARGE çalışması sırasında
doğruyu bulma noktasında belli bir düzeyi koruyarak fikir beyan edilmesi, tartışılması, rekabet
yaşanması normal ve hatta her iki taraf için yararlı olabilir.
Psikolojik yıldırma (Mobbing); beyaz yakalıdan mavi yakalıya, mavi yakalıdan mavi yakalıya,
mavi yakalıdan beyaz yakalıya hatta daha üst düzey eğitimli bireyler arasında da olabilmektedir.
Psikolojik yıldırmaya (Mobbing) uzun süre maruz kalan şahısların, sosyal ve duygusal durumları
olumsuz etkilenmekte ve yıllar içinde uykusuzluk, öfke, çabuk sinirlenme, kaygı, depresyon özgüven
kaybı, aile içi sorunlar hatta boşanma, intihar gibi sonuçlara neden olmaktadır.
Mağdurların genelde iyi niyetli, naif, çalışkan, başarılı, iyi eğitimli ve üstün yetenekli insanlar
olmasına karşın mobbing uygulayan kişiler ise hırslı, narsistik özellikleri olan ve başkalarını kolayca
manipüle edebilen, kendisini çalışan karşısında yetersiz gören, kıskanç kişilik özellikleri sahip oldukları
görülmektedir. Bu tür insanlar emeğe saygı göstermez ve empati duygusundan yoksun olmalarının
yanı sıra, ideolojik ve politik farklılıkları kendi çıkarları için kullanır, kolayca iftira atabilir ve dedikodu
yapabilir, tehlike anında, "yangında ilk önce kurtarılacak" eşya gibi kendilerine öncelik tanıyıp
kendilerini kurtarmaya çalışmaktadırlar. Liyakatsiz idareciler, bürokratlar karar alması gereken
durumlarda alacağı kararın kendi pozisyonuna zararı, faydası var mı diye olayı analiz eder ve ileride
sıkıntı çekeceği konuda yetkisiz astının sırtını sıvazlayarak işi yaptırmaya çalışırlar. Problem çıktığında
çözüm yerine yanındakileri günah keçisi yapar, olumsuzlukları yanında çalışanların işgüzarlığına,
öngörüsüzlüğüne veya en iyi ihtimalle olumsuz koşullara bağlarlar.
“Yetkinizi aştığı halde size danışılıyorsa, kahramanlık yapmayın. Çünkü mutlaka olaya
çözüm değil, suçlu aranıyordur.” Erich Fromm
Çalışma hayatında özellikle iş hukuku bağlamında amirin veya yöneticinin işyeri disiplini
sağlayan kuralları hatırlatması, istemesi, işyeri verimliğini artıracak tedbirleri kanun, yönerge ve
yönetmelikler ışığında araması veya uyarması, bir anlık kızgınlıkla, hoşgörüsüzlükle çalışanı
azarlaması, hoş olmayan bir takım kelimeler kullanması, yaptığı iş beğenmemesi psikolojik yıldırma
olarak görülmez.
Toplumumuzda psikolojik yıldırma (mobbing) genellikle işveren veya işveren vekilince çalışana
zorlayıcı davranışlarda bulunarak sıkıştırılması, şartsız itaat etmesinin beklenmesi olarak adlandırılsa
da aslında öyle değil, psikolojik yıldırma (mobbing) şöyle ki;
İşveren tarafından planlı, düzenli ve sistematik şekilde nedensiz işçiyle konuşmaması, kendini
ifade etme fırsatının verilmemesi, sınırlandırılması, her yaptığı işin sonunda azarlanması, sürekli
eleştirilmesi, diğer çalışanlardan izole edilmesi, sürekli olarak alaya alınması, kısıtlanması, yetkilerinin
azaltılması, angarya işlerin sürekli olarak ona verilmesi, kişiliğini ayaklar altına alacak davranışlarda
bulunulması psikolojik yıldırma taktiklerindendir.

Bilinenin aksine istatistiklere göre ters mobbing diye adlandırılan aşağıdan yukarıya daha çok
yaygın olduğu görülmektedir. Çalışanlar, yöneticilerine siyasi bağlantılarını veya üst mevkilerdeki
tanıdıklarını devreye sokarak ‘’hamili yakınımdır’’ aracılığı ile dokunulmazlık elde etmeye çalışmaları
veya bir grup çalışanın ortak menfaat etrafında birleşerek otoriteyi, iş barışını, üretimi sekteye
sokacak hamlelerle üstlerini köşeye sıkıştırmak psikolojik yıldırmadır. Psikolojik yıldırma (mobbing)
mavi yakalılar arasında daha çok fiziksel ve sözle kendini gösterirken, beyaz yakalılar arasında ise
ince, derin, gizli ve karmaşık bir şekilde ortaya çıkmaktadır.
Çalışanları canından bezdiren bu baskıyı engellemek mümkün mü?
Bence mümkün değil..!
Müsaadenizle buna zulüm demek istiyorum.
Bu zulüm geçmişte de vardı bugün de var gelecekte de olacaktır. Önemli olan bunu dile
getirecek bilince ve medeni cesarete sahip bireylerin sayısını artırmak. Çocuklarımızın çalışma
hayatlarında bu tür zulümle karşılaşmamaları için bilinçli, özgüvene sahip birey olmaları sağlamaktan
başka çaremiz yok. Bunun da eğitim ve öğretimden geçtiği herkesin malumu zaten. Mevcut çalışanları
bilinçlendirmek ve farkındalığı artırmak için tüm taraflara verilecek brifing, seminer ve diğer eğitim
modelleri ile bilgilendirme yaparak bu tür zulümle karşı karşıya kaldıklarında yapılması gerekenleri
anlatmak, yol göstermek.
Bu konuda uzun yıllar çalışmalarda bulunan sevgili hocam Prof.Dr. Sefa BULUT ve Kurucusu
bulunduğu Mobbingle Mücadele Derneğinin çabaları ile Psikolojik yıldırma (Mobbing’ın Türk Ceza
Kanunun yer almasını ve ALO 170 hattı kurulmasını sağlamıştır.
Mobbing illetine maruz kaldığını düşünen bireylerin ne yapması gerektiğini Prof.Dr. Sefa
BULUT hocamız bir röportajında şöyle dile getirmiş. “Yaşadığınınız olayları bir ajandaya not edin,
gelen e-mail ve yazılı evrakları saklayın, amirinizden, tarafından verilen talimatları yazılı isteyin,
tacizciyle aynı mekânda yalnız kalmayın, gerekiyorsa ses ve görüntü kaydı alın, kendinizi yalnızlığa
sürüklemeyin, meslektaşlarınızla, arkadaşlarınızla, ailenizle yaşadıklarınızı paylaşın, Tacizciyi uygun
bir dille uyarın ve haklarınızı mahkemede arayacağınızı söyleyin.”
Günlük yaşantımızın üçte birini, zaman zamanda yarısına yakınını harcadığımız işyerlerimizde
her iki tarafında haklarının korunduğu, sağlıklı iletişimin kurulduğu, huzurlu çalışma ortamının
sağlandığı, ego, kapris ve kıskançlıktan uzak idareci ve çalışanın olduğu iş yerlerinin çoğalması
umuduyla
hoşça kalın.

YORUM EKLE

banner51

banner45