İsveç'te hükümet Kur'an-ı Kerim yakılmasını "ifade özgürlüğü" olarak değerlendirirken Yahudileri ve Müslümanları huzursuz eden dini temelli nefret suçlarının önünü alamıyor.

ANKARA (AA) - Ülkede Adalet Bakanlığına bağlı çalışan Ulusal Suç Önleme Konseyinin (Bra) en son 2021'de yayımladığı rapora göre, dini gruplara yönelik tüm nefret suçlarının yüzde 51'i Müslüman karşıtlığı, yüzde 27'si antisemitist, yüzde 11'i Hristiyanlık karşıtı, yüzde 11'i ise diğer gruplara yönelik olarak kayıtlara geçti.

Antisemitik nefret suçları büyük ölçüde sosyal medyada ve kamuoyuna açık kaynaklarda işlenirken Müslüman karşıtlığında daha çok taciz ve tahrik eylemlerine başvuruluyor.

Müslüman ve Yahudilere yönelik nefret suçlarında, kadınlar erkeklere kıyasla daha fazla hedef haline geldi.

Öte yandan ABD Dışişleri Bakanlığının yayımladığı 2021 Dini Özgürlükler Raporu'nda da bu verilere işaret edilirken birçok nefret suçunun da çeşitli nedenlerle polise intikal etmediği belirtildi.

İsveç'te "antisemitizm normalleşiyor"

Avrupa Birliği (AB) Temel Haklar Ajansının (FRA), Birliğe üye 12 ülkede 16 binden fazla kişi üzerinde yaptığı ankete göre, İsveç'te antisemitizm "rahatsız edici bir şekilde normalleşiyor."

İsveç'ten ankete katılanların yüzde 40'ı, anketten önceki beş yıl içinde antisemitik taciz yaşadığını belirtirken, 12 ay içinde katılımcıların yaklaşık 3'te biri antisemitik tacizle karşılaştığını dile getirdi.

Bunun yanı sıra, katılımcıların yüzde 39'u 12 ay içinde Yahudi karşıtı sözlü hakaret ya da taciz kurbanı olmaktan endişe ettiğini, yüzde 27'si aynı dönemde fiziksel saldırıya uğramaktan korktuğunu belirtti.

İsveç Demokrat Partisi ile yükselen dalga

Aşırı sağcı İsveç Demokratlar Partisinin 2017'de yüzde 17, 2022'de yüzde 20 oy alması ülkede antisemitizm vakalarını artırdı.

15 bin Yahudi'nin yaşadığı ülkede, en çok antisemitik vakanın yaşandığı yer Malmö kenti olarak raporlanıyor. Kentte Yahudi düşmanlığı belirli aralıklarla patlak vermeye devam ediyor.

2019'da yapılan AB araştırmasına göre, Yahudi düşmanlığı ile öne çıkan kentlerden Malmö'de son 5 yılda antisemitik vakalar yüzde 70 arttı.

Malmö'de son 20 yılda sinagoglara üye sayısının 2 bin 500'den 500'e düştüğü bildiriliyor.

İsveç hükümeti Malmö'deki durumla ilgili gelen tepkiler üzerine kentte "Holokost'u Anma ve Antisemitizmle Mücadele Forumu"na ev sahipliği yaparak imajını düzeltmeye çalıştı.

2021'de şehirde antisemitizmle mücadele forumu düzenlenirken Malmö Sinagoguna projektörlerle "Holokost bir aldatmacaydı" sözleri yansıtıldı. Olayı neonazi İskandinav Direniş Hareketi üstlendi.

Yahudilerin gözünden İsveç

İsveç'teki durumla ilgili Yahudi örgütlerinin yetkilileri zaman zaman açık kaynaklarda endişelerini dile getiriyor.

TBMM Başkanı Şentop: Kur’an-ı Kerim'e saldıran bu insan müsveddelerini bir kez daha lanetliyorum TBMM Başkanı Şentop: Kur’an-ı Kerim'e saldıran bu insan müsveddelerini bir kez daha lanetliyorum

Bunlardan İftira ve İnkarla Mücadele Birliği (ADL) Başkanı Jonathan Greenblatt'e göre, İsveçli Yahudiler antisemitizm konusunda kaygılı ve ülkede Yahudi olduklarını açıkça belirtme noktasında kendilerini tam olarak rahat hissetmiyor.

Göçmenlerin entegrasyonu konusunda çalışan ve İsrail, İngiltere ve İngiliz Milletler Topluluğu Derneğine başkanlık yapan Brenda Katten da İsveç'te Yahudi olarak yaşamanın zor olduğunu düşünüyor. Katten, Yahudi toplumu mensuplarının İsveç'te artan bir antisemitizmle karşı karşıya olduğu ve fiziksel ya da sözlü taciz korkusuyla yaşadığı görüşünde.

Eski Dünya Yahudi Kongresi (WJC) Başkanı, Avrupa Hoşgörü ve Uzlaşma Konseyi, Dünya Holokost Forumu Başkanı Moshe Kantor da son yıllarda İsveç gibi ülkelerde görülen antisemitik vakalardan dolayı Yahudi cemaatinin büyük bir bölümünün şehri terk ettiğine dikkati çekiyor. Kantor, İsveçli yaşlı bir kadının "İsveç daha önce hiç antisemitik değildi, değişti" şeklindeki sözlerini aktararak, İsveç'e sorunun bildirildiğini, çözümler önerildiğini ve şimdi bu planların uygulanmasının görülmesi gerektiğini belirtiyor.

Antisemitizm ve yabancı düşmanlığına karşı çalışmalar yürüten Siyavosh Derakhti, Malmö sinagogunun hahamı Shneur Kesselman'ın yürürken üzerine tükürüldüğünü ve kafasına su şişesinin atıldığını aktarıyor. Yahudilerin bu gibi antisemitik vakalarla karşılaştıkları için İsveç'ten ayrıldığını dile getiren Derakhti, Malmö'deki Yahudi cemaatinin son 10 yılda yüzde 50 azaldığını belirtiyor. Derakhti'ye göre, Malmö'de antisemitizm azınlıkların varlığını tehdit ediyor.

İsveç'te son dönemde yaşanan ve antisemitik olarak nitelenen vakalardan biri de aşırı sağcı çizgideki İsveç Demokratlar Partisinin üst düzey isimlerden Rebecka Fallenkvist'le ilgiliydi. Nazilerin toplama kampında çocuk yaşta yaşamını yitiren ve tuttuğu günlükle tanınan Anne Frank'a yönelik "ahlaksız" ifadesini kullanan Fallenkvist, ülke içinden ve dışından yoğun tepki aldı. Bunun üzerine partisi disiplin süreci başlatarak Fallenkvist'i görevden uzaklaştırmaya mecbur kaldı.

Ülkede gündem olan vakalardan biri de 2019'da başlayan ve geçen yıl sonuna kadar devam eden Yahudi doktorlar davasıydı. İsveç basınındaki haberlere göre, Karolinska Üniversite Hastanesinde çalışan üç Yahudi beyin cerrahı, sosyal medya hesaplarındaki antisemitik söylemleriyle bilinen şeflerinin tacizlerine uğradı. İki doktor hastaneden ayrılırken, diğer doktora yönelik şefinden kaynaklanan birtakım engellemeler yaşandı. Hastane yönetimi, iki yıl süren şikayetlerin ardından şefin işine son verdi. Ancak Yahudi doktorlar hastanedeki tacizlerin devam ettiğini savundu. Bu arada, İsveç İş Mahkemesi, 1 Eylül 2022'de antisemitizmle suçlanan şefin kovulmasının yasal gerekçesi olmadığına karar verdi.

BM’den "İsveç sistemik ırkçılıkla mücadele çabalarını hızlandırmalı" uyarısı

BM İnsan Hakları Konseyi tarafından atanan bağımsız uzmanlardan oluşan heyet, 4 Kasım 2022'de İsveç'i ziyaret etti. Irksal adalet ve eşitlik uzmanları, Tracie Keesee, Yvonne Mokgoro ve Juan Mendez, Stockholm, Malmö ve Lund'da temaslarda bulundu.

Konseyin bağımsız uzmanları, İsveç'i sistematik ırkçılıkla mücadele çabalarını hızlandırmaya ve polis ile azınlık grupları arasındaki güveni yeniden tesis edecek stratejilere odaklanmaya çağırdı.

Uzmanlardan Tracie Keesee, birçok kişinin kendi topluluklarının polisle etkileşimleri söz konusu olduğunda duyduğu endişeyi dile getirdi. Keesee ayrıca İsveç polisinin çok kültürlü toplumu yansıtacak şekilde personelini çeşitlendirmesi gerektiğini vurguladı.




Muhabir: Sümeyye Dilara Dinçer