Feraset Mü’minlere Has Bir özelliktir; Ferasetten Yoksunluk İse Zillettir!

2008-2009 yıllarıydı sanırım; Ekrem İncel isimli şahıs, Balderesi markasıyla, “Rabbin, arıya vahyetti…” âyeti eşliğinde “5 kavanoz bal 100 lira” mottosuyla, Hilal TV’de (ismini, referans olması açısından özellikle açık yazdım) bal satışı yapıyordu.

Adı geçen şahıs, daha sonra Bal TV adıyla özel bir televizyon kanalı bile kurmuştu Basın Ekspres yolu üzerinde.

Neredeyse yarım saat süren, âyet ve hadisler eşliğinde süren uzun bir tanıtımı ilk izlediğimde, bunun bal satışı reklamı değil, bal ve arı üzerine konuşan Nahl sûresinin 68 ve 69’uncu âyetlerin tefsiri olduğunu sanmıştım.

Uzun bir tanıtım faslından sonra, “İşte Allah’ın arıya vahyettiği, insanlara şifa olan bu balın 5 kavanozunu, siz değerli kardeşlerimiz de alabilsin diye 100 tl.ye satıyoruz.” demişti.

Tabi yerel ve küresel her masala inanan Müslüman klasiğine uygun olarak, hemen 5 kavanoz bal siparişi verip, kredi kartıyla ödemesini yaptım.

Ne iyi bir adamdı bu Ekrem İncel;

…orijinal balı nereden bulacaktın bakkallarda, marketlerde sahte bal kaynarken ve üstelik de daha pahalıya satarlarken.

5 kavanoz balı alıp tükettik tabi ki.

Belki de bir daha sipariş verecekken, Balderesi markasıyla satışı yapılan bu 5 kavanoz mamulün bal değil, arı değmemiş bir şekilde bal esansı ile üretilmiş mısır şurubundan imal edildiği haberi patladı.

Önceleri Tarım Bakanlığı’nın açıkladığı sahte bal ifşa listesinde olan Balderesi markasının (Nisan 2012 - Haber 7 - https://www.haber7.com/guncel/haber/867646-3-sahte-balci-daha-teshir-edildi; Aralık 2013 - İHA https://www.iha.com.tr/haber-bakanlik-sahte-balcilari-teshir-etti-320544/), Ekrem İncel’in birkaç Ankara ziyaretinden sonra listede görülmediği rivayetleri konuşuldu.

Günlük 50 ton bal (!) sattığını (Mart 2012 - Haber 7 -

https://www.haber7.com/guncel/haber/862557-gunluk-50-ton-bal-satiyordu-simdi-0i-gordu) söyleyen Ekrem İncel, kamuoyunda çıkan sahte bal tartışmaları ve RTÜK'ün reklam yasağı üzerine dürüst bir tacir olarak zarar gördüğünden şikayetçi olmuştu.

İstanbul İl Jandarma Komutanlığı ekipleri ihbar üzerine, tarım arazilerini imarlı, planlı ve projelendirilmiş gibi göstererek satan bir şebekeye operasyon düzenlemiş, 3 otobüs ve 10 otomobille yaklaşık 200 kişiyi, satacakları arazileri gezdirmek için getiren iki kişiyi araziyi tanıttıkları sırada yakalamıştı; bu kişilerden birisi, işte bu dürüst (!) adam Ekrem İnce idi. (Kasım 2015 - NTV -

https://www.ntv.com.tr/turkiye/unlu-bal-saticisi-gozaltinda,hzK_muXfZkaOYeTOB0RxKg)

Gelelim konunun özüne;

Derdim, dolandırıcı olduğu söylenen bir herifin ifşası değil; referans değer olarak gördüklerimizin yamukluğu.

2013’te, Hilal TV’nin reklam servisinde çalışan bir adamla tanışmış, ona sitem etmiştim; “Bu adamın bal diye sattığı mısır şurubuna 1 kuruş bile vermezdim; ancak sizin televizyonunuzda sahtekar birine program yaptırılmayacağına dair ön kabulüm nedeniyle aldım.”

El cevap; “Biz, reklam verenlerin dolandırıcı olup olmadığına bakmayız ki.”

“Tamam da benim gibileri Ekrem İncel’i tanıdığı için değil, Hilal TV’nin referans değer olduğunu düşündüğü için bu sahtekardan bal sanarak mısır şurubu aldık. O hâlde sizin ötekilerden ne farkınız kaldı?” dedim ve dediğimle kaldım.

Hadise esasen şudur; “Hepimiz, beyaz pirincin içinde sırıtan siyah taşı görür ve ayıklarız. Oysa mü’min ferasetini kuşanabilmeyi beceremediğimiz için, yeşil yaprağın üzerindeki yeşil kurtçuğu fark edemiyoruz.”

Ben Müslüman’ım diyen herhangi birimizin Batılılara ve onların üstündeki güçlere karşı güveni, imanı söz konusu olamaz. Ancak feraset, bizimle aynı inanca sahip kimselerin ibadetlerine bakıp, aslında soyutlamadığımız bu kişiye has hâl ile temelde aynı dili kullananları fark edebilmektir.

Ben o gün, vahyin emri gereği “düşmanı tanısaydım,” Ekrem İncel’in âyetlerle, hadislerle konuşmasına aldanmaz, bu değerleri soyutlayarak, temelde onun sahtekarlarla aynı dili, aynı jargonu kullandığını fark ederdim.

Allah, uyanışımızı hesap gününde Mizan’ın önüne bırakmasın.

YORUM EKLE